GENÇLERİN KIRSALDAKİ GELECEĞİ: KAÇIŞ MI, DÖNÜŞÜM MÜ?
Dünyanın hızla kabuk değiştirdiği, büyük şehirlerin beton blokları arasında insanlığın nefes almakta zorlandığı bir çağda yaşıyoruz. Metropollerin sunduğu imkânlar ilk bakışta cazip görünse de, pek çok genç arkadaşım günün sonunda derin bir yalnızlık ve tükenmişlik hissiyle baş başa kalıyor. Yıllardır bilinçaltımıza kazınan bir ezber var: “Okuyup büyük şehre gideceksin, kurtulacaksın.” Peki, büyük şehir gerçekten bir “kurtuluş” mu, yoksa köklerimizden ve özümüzden bir kopuş mu?
Bir genç ve Kula Jeopark Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı olarak her gün kendime şu soruyu soruyorum: Gençler için kırsal alanlar sadece terk edilmesi gereken birer geçmiş mi, yoksa geleceği yeniden inşa edeceğimiz birer dönüşüm sahnesi mi?
Yıllarca kırsal, “fırsatsızlığın” ve “geride kalmışlığın” sembolü olarak görüldü. Ancak bugün tablo değişiyor. İnternetin, dijital pazarlamanın ve sürdürülebilir yaşam bilincinin sınırları ortadan kaldırdığı bir dünyadayız. Artık Kula’nın binlerce yıllık volkanik topraklarında, mor lavanta bahçelerimizin gölgesinde ürettiğimiz doğal ve katma değerli ürünleri dünyanın öbür ucuna ulaştırmak bir hayal değil.
Sorun, toprağımızda veya coğrafyamızda değil; oraya bakış açımızda.
Biz gençler için yerelde kalmak ya da yerelde değer üretmek bir “kaçış” değil, aksine en cesur “dönüşüm” hamlesidir. Büyük şehirlerde sıradan bir çarkın parçası olmak yerine, doğduğumuz ya da doyduğumuz topraklarda fark yaratan birer lider olabiliriz. UNESCO tescilli Jeoparkımız gibi eşsiz bir doğa ve kültür mirasının üzerinde otururken; lavanta bahçelerimizden çıkan özleri yüksek kaliteli kozmetik ürünlerine dönüştürmek, bu potansiyeli ekonomiye, markaya ve yenilikçi girişimlere dönüştürmek biz gençlerin elinde.
Kooperatifimizde kadınlarla yan yana çalışırken şunu çok net görüyorum: Kırsalda üretim, sadece geleneksel yöntemlerle sınırlı kalmak demek değildir. Bizim için yerel üretim; lavantanın şifasını bilimsel ve estetik bir dokunuşla kozmetiğe dönüştürmektir, hikaye anlatıcılığıdır, markalaşmadır, ekolojik girişimciliktir ve en önemlisi kendi geleceğini kendi topraklarında tasarlama özgürlüğüdür. Genç bir kadının vizyonu, üretici kadının tecrübesiyle birleştiğinde ortaya sadece bir ürün değil, toplumsal bir dönüşüm çıkıyor.
Buradan tüm genç arkadaşlarıma seslenmek istiyorum: Gelecek sadece gökdelenlerin yükseldiği metropollerde inşa edilmiyor. Gelecek; toprağa dokunan, yerel değerleri ve doğayı yenilikçi fikirlerle buluşturan, memleketine “katma değer” katan gençlerin ellerinde şekilleniyor.
Kırsaldan kaçmak kolay olandır; zor ama gurur verici olan ise orada kalıp dönüşümün öncüsü olmaktır. Bizler Kula’da volkanların gölgesinde, lavantaların kokusunda yeni bir gelecek yazıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; toprağına sahip çıkan gençler, geleceğe kök salanlardır.




KULA MYO’ YA YOĞUN İLGİ
10 Milyon TL’lik A4 Maddesi Ele Geçirildi
ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELE YÖNTEMLERİ KURSUNA BÜYÜK İLĞİ
BASIN, DEMOKRASİNİN SARSILMAZ KALESİ
KASAPOĞLUN DAN ANLAMLI BİR ZİYARET